rlze haber, rizedeki firmalar, rize firma rehberi, rize mobilya firmaları, rize gezilecek yerler, rize ikinci el, rize satılık araba, rize satılık ev, rize ilan, rize kiralık ev

Barış Pınarı Harekatı Hakkında Bilinmeyenler

Barış Pınarı Harekatı Neden Yapıldı?

Fırat’ın doğusu dediğimiz bu bölge, Fırat Nehri’nin doğusundaki en büyük yerleşim alanları Halep’in Ayn El Arab, Rakka’nın Tel Abyad ve Tabka, Haseke’nin Kamışlı, Amude ve Rasulayn ilçeleri ile Deyrizor’un kuzey kesimlerinden oluşmaktadır.

Ülkemiz bu bölgeye Barış Pınarı Harekatı başlattı. Çünkü Fırat’ın Doğusu bölge ve ülkemiz için bir terör bataklığı ve tehlike yumağına dönüşmüştü. Bu operasyon ile ilk aradığımız netice şüphesiz ki hudut güvenliğimiz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) başlatmış olduğu Barış Pınarı Harekatı’yla Türkiye, kendine karşı terörist saldırıları ortadan kaldırmak, kendi topraklarından göç etmek mecburiyetin de bırakılan insanlara güvenli bölge oluşturup ülkelerine dönmeyi sağlamak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak hedefiyle bu operasyonu gerçekleştirmektedir. Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla başlatılan Barış Pınarı Harekatı kapsamında kara harekatı,  Akar beraberin de Genelkurmay Başkanı Güler ve komutanlarla Barış Pınarı Harekatını Silahlı Kuvvetler Komuta ve Harekat Merkezinden sevk, idare ediliyor.

 

Ne Sonuçlar Doğuracak?

Barış Pınarı Harekatı ile İkinci bir hedefimiz geçici koruma statüsü ile yurdumuzda konaklayan Suriyelilerin yarattığı stresi hafifletmek, mülteci krizi ile baş edebilmek. Burada oluşacak olan başta bölgelere, sonun da ise güvenli bölgeye mültecilerin sulh ve selamet içinde dönüşlerinin sağlanması. Ayrıca bu güvenli bölgenin oluşmasının Avrupa’nın yaşadığı mülteci akını korkusuna da ilaç olduğunu hatırlatayım. Çıkarlar ve zararlar hep örtüşüyorsa, tavır da öyle sanırım ki aynı olacaktır. Tam da bu sayede 25 Kasım’da olacak olan AB Liderler Zirvesi’nden, harekata dair destek çıkarsa hiçte şaşırmayın. Geçtiğimiz yıllarda da Frau Merkel’in güvenli bölge teklifine destek verdiğini hatırlayın. Türkiye’nin, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın 51. maddesi uyarınca tanınan kendini savunma hakkı kapsamında bu operasyonlar uluslararası hukuka uygundur. Nitekim bazı ülkeler bu operasyonlara karşı tavır sergilemiş olsalar da, Türkiye ile diyalog ve işbirliklerini korumuşlardır. Bazı ülkeler ise endişelerini çok düşük tonlarda dile getirmişlerdir. Yeni harekat sonrası aynı sonuçlar beklenmektedir. Bu bağlamda bakıldığında Rusya, Türkiye’nin ulusal güvenlik önceliklerini göz önüne alarak, bu bağlamda aleyhte tavır sergilememiştir.

 

Televizyonlarda ki, haberlerde ki görseller sizi yanıltmasın, tek bir hat, çizgi halinde bir güvenli bölge oluşmayacak. Aynularab-Tel Abyad hattı, Rasulayn-Dirbasiye hattı, Kamışlı’nın doğusundan Irak sınırına kadar varan hat şeklinde belirli sahalar ile oluşacak bir güvenli bölge ortaya çıkacaktır. Zira Fırat kalkanı harekatı da bu şekil de olmuştu. Yıllardır geçiştirilen ve asla ciddiye alınmayan, güvenli bölgenin tesisi, 30–40 Km’lik alandan YPG’nin çıkarılması, YPG’nin elinden ağır silahların alınması ve bölge dışına çıkarılması, teröristler tarafından yapılan tünel, tahkimat ve mevzilerin yok edilmesi isteğimiz vardı. Bu harekat ile üçüncü isteğimiz pek mümkün olmasa da, ilk iki isteğimizi tamamen gerçek kılmış olacağız. 20–30 yıllık bir projeksiyon paralelinde oynadığımız bir satranç tahtasındayız. Bu harekatı da satrançtaki onca hamleden biri gibi değerlendirmek çok yerinde. Bu harekat ile Suriye’de bir mevzi alıyoruz. Dayatmaları reddedip, aleyhimize kurulan dengeleri bozup, kendi dengemizi dayatmaya kadir olduğumuzu ilan ediyoruz.

 

İşin bir de Amerika Birleşik Devletleri tarafı var ve de aslın da en önemli kısım burası. Türk ordusunun Suriye’ye girmesiyle çekilen Abd birlikleri ve Abd üst makamlarından ve Avrupa’nın çeşitli bürokratik mercilerinden gelen kınama mesajları bütün dünyada büyük yankı uyandırdı. Rusya’dan S-400 füzelerini satın alışımız ile birlikte ABD ile birbirimize nasıl girdiğimizi hatırlayınız. CAATSA denen ve ABD’nin çıkarlarına tavır takınan devletlere karşı türlü ambargoların bize de yapılması masadaydı, lâkin Trump tam bu esnada karşılıklı ticaret hacmimizi 100 milyar dolara ulaştıran o malum anlaşmaya imzayı attı. Bölgede İran’ı en büyük hedefi olarak belirleyen Teump, Türkiye’yi yanında görmek istiyor, hem de tabiri caizse korkunç bir hırsla istiyor bunu. Trump’a göre Abd bu bölgedeki varlığını bir hakem gibi uzaktan bürokratik adımlarla halletmeliydi. Ama tabi yıllardır burada hüküm süren Abd varlığını bir anda ortadan kaldırması nasıl olacaktı? Fırat’ın doğusuna yönelik operasyon, reelpolitik ve ulusal güvenlik bağlamında izlenilen yeni güvenlik doktrini gereği, uzun süredir beklenmekteydi. ABD’nin çekilme kararı sonrası sınırda düzenli olarak hareketlilik ve sevkiyatlar sürmekteydi. ABD bürokrasisi arasındaki çekişme ve uyuşmazlık sonrası bugün gelinen nokta, PKK terör örgütünü ve muhtelif devletleri memnun etmemekte. Özellikle de son yıllardaki Suriye’de yapılanan örgütlerin ortadan kaldırılması için Kürtlere ciddi derecede para harcadıklarını da nihayet söyledi. Böyle bir durumda bir anda Kürtler’den bu desteği çekmesi ve ordusunu da Türk askerlerinin güzergahından çekmesi ister istemez tepki meydana getirecekti. Bunun yerine Trump’ın Ortadoğu’daki Abd varlığını bitirmek istemesi üzerine eleştiriler gelecekti. Trump’ın da bu baskıların ve eleştirilerin önünü kesmek ve bunu yaparken de dünyaya yine güçlü görünmek için bu tarzda bir tweet attığını ve Türkiye’yi hedef göstererek üzerindeki yükü hafifletti. Trump’ın asıl hedefi Abd birliklerini çekerken Türkiye’yi mazeret olarak kullanmak. Böylelikle ülkesindeki kamuoyunun tepkisini Türkiye’nin bu harekatına çekecek arka perdeden yaklaşan seçim stratejisini yürütecekti.

 

Sonuç olarak, Barış Pınarı Harekatın da, hedef asla Kürtler değildir PKK, YPG, SDG ve onun devamındaki terör örgütleridir. ‘Türkiye Suriye iç savaşın da binlerce Kürdü sığınmacı kabul etmiş ve büyük bölümü halen Şanlıurfa ve Gaziantep bölgesinde barınmakta. Türkiye’nin hedefi kardeş olarak gördüğü Kürtler değil, tam aksine Kürtler için de bir tehlike olan ve ideolojik temizlik yapan PKK’nın devamındaki YPG terör örgütü. Türkiye Suriye çözüm toplantılarında YPG dışındaki Suriyeli tüm Kürtlerin temsil edilmesi gerektiği fikrini net olarak ortaya koymuştur. Yeni Anayasa Komitesi’nin kurulma aşaması bunun en somut örneklerinden biridir.

 

Barış Pınarı Harekatını Kimler Desteklemiyor?

Diğer Ülkelere baktığımız da, Türkiye’nin sınırlarını korumak amacıyla başlattığı bu harekata İran ve Finlandiya destek vermediklerini açıkladı. Barış Pınarı Harekatına destek vermediklerini açıklayan diğer ülkeler ise Suudi Arabistan, İsveç, ABD, Almanya, Fransa, Hollanda, Mısır, Kanada, Danimarka.

 

Barış Pınarı Harekatını Kimler Destekliyor?

Türkiye’ye destek veren ülkeler arasın da her ülkenin sınırlarını savunma hakkının olduğunu açıklayan Macaristan var. İspanya bu operasyonun gelirimi düşüreceğini söylerken Katar Emiri Erdoğan’ı arayarak destek verdiğini açıkladı. KKTC Başbakanı yaptığı açıklamada bölgeye barışın getirileceğin emin olduklarını söyledi. Rusya’nın ise bu operasyonla ilgili tarafsız kaldığı açıklandı.

 

Barış Pınarı Harekatının Ekonomiye Etkisi

Ekonomiye gelince, Uzmanlar önceki harekat süreçlerine bakıldığında, ilk andaki negatif etkilerin kısa sürdüğü ve TL varlıklar da pozitif fiyatlamaların öne çıktığını belirtiyorlar ve bu durumun kur-borsa hattın da dayanıklılığın bir kanıtı olduğunu söylüyor. Harekatın Türkiye ekonomisine kalıcı, olumsuz etkisi beklenmemekle birlikte Barış Pınarı Harekatı gelecekte doğabilecek çok farklı alanlardaki kayıpların da önüne geçmekte. Analistler, Türkiye’nin özellikle güney sınırını korumak amacıyla daha önce gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonların da Türk lirası varlıklarda bozulma yaşanmadığını, sert dalgalanmalar görülmediğinden bahsediyor.

 

Yorum bırakın