Suyumuzu da zehir ettiler...

Bu yazı dizisinin birincil iki bölümünde Afiyet Bakanlığı’nın 2011-2016 yılları arasında yürüttüğü “Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli illerinde çevresel faktörlerin ve sıhhat üstüne etkilerinin değerlendirilmesi projesi” hakkında bazı bilgiler vermiştim. Önceki yazılarda ağırlıklı olarak gıdalardaki sorunlara dikkat çekmiştim. Bu yazıda Sıhhat Bakanlığı’nın Ergene Nehri Havzası’nda bulunan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illeriyle, Kocaeli ve Antalya ilinde sulardaki kimyasal kirleticileri tespit etmek için yapmış olduğu araştırmanın bazı sonuçlarına yer vereceğim.

Bakanlığın çalışmadan elde ettiği sonuçların Ergene Havzası’ndaki ve Kocaeli bölgesindeki kimyasal kirliliği çok net bir şekilde ortaya koyduğunu göstermeye çalışacağım.

Çalışmada sulara bulaşması muhtemel öyle çok ağır metal kalıntısı araştırıldı. Hepsine yer verme olanağı yok bu nedenle sulardaki genel duruma dikkat çekici ettikten sonradan, sularda sık rastlanan bir kirletici olan alüminyum ve nadir bulunması gereken arsenik kalıntılarına değineceğim sadece. Ama sulardaki kimyasal kirliliğin ne düzeyde olduğuna değinmeden önce meselenin gözden kaçırılmaması gereken başka bir yönüne dikkat çekeceğim.

Bir gezegende su yahut hayatın gelişmesi mümkün yok. Yeryüzündeki hayatın ortaya çıkışı ve devamlılığı da su olmasa olası olmayacaktı. Medenilik tarihi su krizine girdiği için yıkılan uygarlıklarla batmış.

Kriz kapıda!

İklim krizi, doğadaki kimyasal kirlenme, nüfus artışı, orman ekosistemlerinin tahribi gibi günümüz uygarlığının güncel sorunları bir kez daha ciddi bir su krizine neden olacak gibi görünüyor. Milletlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 3. Tahmin Raporu’na kadar Türkiye önümüzdeki yıllarda önemli kuraklık tehdidiyle karşı karşıya kalacak. Mesela Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’yu kapsayan bölgelerde yağışlar yüzde 20-50 oranı aralarında azalacak. Diğer Taraftan zamanla artacak nüfus suya karşın talebi daha da artıracak. Fakat bu tahminlere sulardaki kimyasal kirlenme dahil değil. Ancak nüfus artışı ve iklim krizinin doğuracağı su kıtlığı sorununun, sulardaki kimyasal kirlenme sorunuyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Kimyasal maddelerle kirlendiği için içilebilir olma özelliğini yitirmiş bir su varlığını halsiz, kullanılamaz bir varlık olarak görmek gerekir. Böyle bir durumda su kıtlığının yol açacağı sorunların fazla daha şiddetli olacağı da açıktır.

Haber görseli

Taşıdığı atık debisinin 6 katı

Ülkemizde mevcut su varlıklarını özenle korumak gerekirken mevcut şart bunun bütün aksinin yapıldığını gösteriyor. Kocaeli bölgesi ve Ergene Nehri’ndeki kirlenme bunun tipik bir örneği ve bu bölgeler ülkemizde yeraltı ve yerüstü sularının kimyasal maddelerle belki de en fazla kirletildiği yerler. Ergene Nehri’ne sanayi tesislerinden boşaltılan atıklar nehrin doğal debisinin 6 katı. Her gün 240 bin metreküp şehirsel kullanımdan açığa meydana çıkan atık su da herhangi bir arıtma işlemi yapılmadan nehre boşaltılıyor. Ergene Havzası’nda 2000’den pozitif sayıda sanayi tesisi var ve bu tesislerin yüzde 82’si Tekirdağ, yüzde 10’u Kırklareli, yüzde 8’i Edirne’de yer alıyor. Suların kirlenmesine neden olan en kayda değer sektörler dokuma, cilt, kimya, gıda ve metal sektörleri. Endüstriyel kirliliğin fazla olduğu bir öteki alan Türkiye’nin İstanbul’dan sonra ikinci büyük sanayi merkezi olan Kocaeli ili. Lüzum Ergene ve gerekse Kocaeli kanser tartışmalarında sıklıkla gündeme gelen bölgeler.

Endüstriyel atık

Araştırmada 1440 su örneği çalışıldı. Bu sularda tespit edilen bir takım pestisitlere ve poliaromatik bileşiklere dün değinmiştim. Bu örneklerde hem endüstriyel ve tarımsal faaliyetlerden sulara bulaşan arsenik, kurşun, kadmiyum, civa gibi ağır metallerin yanı sıra; alüminyum, antimon, bakır, baryum, berilyum, bizmut, çinko, demir, gümüş, kalay, kobalt, krom, manganez, molibden, nikel, selenyum, sezyum, stronsiyum, lityum, vanadyum ve talyum elementleri araştırıldı. Egzersiz sonuçları endüstriyel faaliyetlerin çok sınırlı olduğu Antalya ili ile kıyaslanarak Ergene Havzası ve Kocaeli ilindeki kirlilik düzeylerinin endüstriyel faaliyetlerden açığa meydana çıkan atıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılmaya çalışıldı.

Haber görseli

YÜZ ÖRNEĞIN yarısında alüminyum

Yukarıdaki grafikte bazı ağır metallerin çözümleme edilen her 100 su örneğinin kaç tanesinde saptama edildiğini belirten bilgiler yer alıyor. Grafikte de görülebileceği gibi Ergene Havzası’nda bulunan illerde ve Kocaeli ilinde Antalya’ya kıyasla araştırılan elementlerin kalıntısına daha artı rastlandığı açıktır.

Grafikteki bilgiler, Kocaeli’nde ve Ergene Havzası’nda bulunan illerde suların yaygın bir kirlenmeye maruz bırakıldığını söylüyor. Örneğin Antalya ilinden alınan 100 su örneğinin yalnızca 18’inde alüminyum kalıntısı çıkarken; Kocaeli’nden alınan örneklerde bu bedel 56 olarak belirlenmiştir.

Burada doğal olarak akla gelecek soru suda bulunan kalıntı miktarlarının ne olduğu ve bir sağlık zararına yol açıp açmayacağıdır. Bir kimyasal maddenin zehirli tesir gösterdiği miktarla bir diğer kimyasal maddeninki aynı değil; her bir kimyasal madde ayrı dozlarda zehirli etki gösteriyor. Dolayısıyla gıdalarda ve sularda bulunması mümkün zehirli maddelerin sağlık zararlarına yol açmaması için hangi hudut değerleri aşmaması gerektiği araştırmalarla belirlenmektedir. Bu hudut bedel en fazla kalıntı sınırı olarak adlandırılır. Bu sınırın aşılması sağlık durumu sorunlarına niçin olur. En Fazla kalıntı sınırını aşan kimyasal maddeleri taşıyan gıdaların ve suların yenmemesi veya içilmemesi gerekir. Mesela içme sularında bulunması olası zehirli maddelerden biri olan arsenik için sınır bedel 1 litre suda 10 mikrogram (gramın milyonda biri) olarak belirlenmiştir. İçinde 10 mikrogramdan fazla arsenik bulunan sular içme suyu olarak kullanılamaz. Alüminyum için konulan sınır bedel ise 200 mikrogramdır.

Haber görseli

Antalya’nın 15 katı

ARSENİK MİKTARI SINIRLARI AŞMIŞ

Yukarıdaki grafik Antalya ilinden alınan su örnekleri ile Ergene Havzası’nda bulunan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinden alınan su örneklerindeki arsenik miktarlarını kıyaslamalı olarak gösteriyor. Grafiği iki ayrı grafiğin tekrar tekrar binmiş hali olarak görmeli. Mavi renkli kısım Antalya; kırmızı renkli kısım Ergene Havzası illerini gösteriyor. Kocaeli ilinden alınan su örneklerinden yalnızca birinde arsenik tespiti yapıldığı için elde edilen bu veri grafiğe konulmadı.

Farkı apaçık...

Grafikte en solda bulunan mavi renkli kısım Antalya ilinden alınan 569 su örneğinden arsenik tespiti yapılan 20’sini (yüzde 3.5) gösteriyor. Grafiğin tam ortasından geçen çizgi 10 mikrogram olarak belirlenen aşılmaması gereken arsenik sınırını gösteriyor. Antalya ilindeki örneklerden sadece birinde arsenik miktarı maksimum sınır değer olan litrede 10 mikrogramı aşıyor. Grafikte kırmızı renkle gösterilen kısım ise Ergene Havzası’nda bulunan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerini gösteriyor. Sadece görsel olarak bile farkın ne dek büyük olduğunu görmek makul.

Ergene’deki 3 ilden alınan 764 su örneğinin 316’sında (yüzde 41.4) arsenik tespit edildi ve bu bedel Antalya’dan 15 kat fazla. Örneklerden 25’i (yüzde 3.3) sınır değeri aşıyor ve bu suların içme suyu olarak kullanılmaması gerekiyor. En fazla arsenik saptama edilen iller Tekirdağ 140 misal (8’i sınır bedel aşımı); Kırklareli 74 misal (13’ü hudut bedel aşımı) ve Edirne 106 örnek (4’ü hudut değerinde aşımı) olarak belirlendi.

Haber görseli

Ağır metaller kol geziyor

TÜMÜ DE ENDÜSTRİ MERKEZİNDE

Alüminyum sulara yerkabuğundan, temizleme tesislerinde kullanılan alüminyum taşıyan bileşiklerden ve en çok da endüstriyel atıklardan bulaşıyor. Dünya Sağlık Durumu Örgütü alüminyumu suda sağlık durumu için tartma arz eden kimyasallardan biri olarak değerlendirmiş ve sularda bulunabileceği en fazla miktarı litrede 200 mikrogram olarak sınırlandırmıştır. Bu hudut değerin üzerindeki suların içilmesinin çeşitli sıhhat sakıncaları doğuracağı düşünülüyor. Yukarıdaki grafikte tahlil edilen sularda saptama edilen Alüminyum miktarları gösteriliyor. Grafik 3 bambaşka grafiğin üst üste konmuş hali olarak görülmeli. Turuncu renkli kısım Kocaeli; ortadaki mavi renkli kısım Antalya ve en sağdaki kırmızı renkli kısım Ergene Havzası illerini gösteriyor.

İçilmemesi gerek

Grafikte en altta bulunan ve başında 200 yazan çizgi aşılmaması gereken sınırı gösteriyor. Görülebileceği gibi gerek Kocaeli ilinde ve gerekse Ergene Havzası’ndaki sularda yer alan alüminyum düzeyleri endüstriyel faaliyetlerin çok cılız olduğu Antalya iline kıyasla çok yüksek. Ergene’de inceleme edilen toplam misal sayısı 764; alüminyum tespiti yapılan misal sayısı 181 (yüzde 24) ve litrede 200 mikrogram olan hudut değeri aşan örnek sayısı ise 29 (yüzde 3.8) olarak belirlendi.

Kocaeli ilinde inceleme edilen örnek sayısı 106; alüminyum içerdiği saptama edilen su örneği sayısı 49 (yüzde 46) ve hudut değeri aşan örnek sayısı ise 10 (yüzde 9.4) olarak saptandı.

Her bir tahlil örneği bir köy veya semt bazında bir yerleşim noktasından alındı. Dolayısıyla hudut değerin aşıldığı yerlerdeki suların içme suyu olarak kullanılmaması gerekiyor.

Antalya ilinde ise tahlil edilen 569 örnekten sadece biri alüminyum için belirtilmiş hudut değeri aşıyordu ve tespit edilen alüminyum düzeyleri genellikle çok düşüktü.

sonuç olarak Ergene Havzası’nda arsenik kirliliğinin; Kocaeli’nde ise alüminyum kirliliğinin daha yoğun olduğu elde mevcut kısıtlı bilgiyle bile söylenebilir.

Burada arsenik ve alüminyum üzerinden yapılan değerlendirmenin çoğunlukla öteki ağır metaller için de geçerli olduğu söylenebilir. Kocaeli ili ve Ergene Havzası’ndaki sularda gözlenen ağır metal kirliliği jeolojik bulaşmalarla açıklanamaz. Tarımsal ama bilhassa endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan bir kirliliğin göstergesi olarak görülmelidir. Sıhhat Bakanlığı’nın yürüttüğü çalışmada bölgedeki topraklardan, Ergene Nehri’nin değişik noktalarından, arıtma ve deşarj noktalarından alınan örneklerde de kirlilik tespiti çalışmaları yapılmıştır. Bu verilerin tamamının tekrar tekrar konulması fazla daha dürüst ve belli bir data sağlayacaktır.

 YARIN: Hangi mesken bölgelerindeki sularda kirlenme daha çok? Neler yapılabilir?

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları